Web Sayfası Bilgileri

Boğaz'da uyuyan güzel... "S.S. Tarsus"

Çoğunuz yeni yıla girerken çok değişik ve ilginç hediyeler almışsınızdır. Bunlardan biri var ki, bizim çok ilgimizi çekti. İstanbul Maritime şırketinin gönderdiği ve Kaptan Oktay Sönmez imzası taşıyan bu ilginç ve güzel yılbaşı kartında yer alan minik anı/öyküyü sizinle paşlaşmak istedik.

Üç haftada bir gelir karşımıza demirlerdi. Okulun hemen önüne. Uzansak bacasına, direklerine dokunacağız. Öyle ki yakınımıza sokulurdu. Sonra demir üstünde akıntıya salar, ağırlığı binince deniz dibinde takılı demire, gergin zincirin hafifçe sudan çıkıp gemiyi asılmış gibi başı Boğaz'a dönük orada öyle çivileyip bıraktığını seyrederdik okulun bahçesinden.

Yüksek Denizcilik Okulu'ndaki (I) 1950'li ilk yıllar. 1954 Temmuz'unda mezun olacaktık. İçin için düşünürdük. Acaba hangimiz, bu ayışığının altın sularında yüzen, sarı bacasında çifte kırmızı çıpa'lı sevgilinin koynunda bir yerlerde uyuyacak, uyanacak, çalışacak, onunla denizleri paylaşarak birlikte yaşayacaktı.

0 zamanlar 21 gün süren düzenli Batı Akdeniz seferleri vardı. Istanbul, Pire, Napoli, Genova, Marsilya, Barselona yapar, aynı şekilde İstanbul’a dönerdi. Binbir hikaye götürür, binbir hikaye yükleyip getirirdı. Akdeniz'in birbirinden sevecen birbirine ortak karakterde ama gene de sadece kendilerinin olan özellikleriyle akıllarda, keyiflerde yer eden sıcak limanları. Her gece müzik, dans, tatlı dostlar, güzel kadınlar, görkemli salon eğlenceleri.

"S.S. TARSUS" bunların dünyasıydı. Bu dünyada geçen her 21 günün sonunda gelir, yorgun ve güzel bir kadının o tatlı ve dişi uykusunu yaşamak için okulun önünde uzanıverirdi. Bırakırdı kendini bordalarını okşayıp Marmara'ya doğru giden akıntının serin sularına.

Sonra sabah olurdu. Güneş yükselince Çamlıca Tepeleri'nin ardından, gene o dişi mahmurluğu ile uyanır, beyaz güverte üstü yapıları, can filikaları ana güverte boyunca çekilmiş siyah üs-tüne beyaz tirizi (2) ve hayalimiz olan köprüüstüyle (3) bembeyaz gülümserdi bize. Ona hayrandık. Ona aşıktık. İç geçirirdik birbirimizden saklayarak. "TARSUS" böyle bir gemiydi. Öpülesi, sevilesi bir denizkızıydı.

1931'de New York Shipbuilding Co. tarafindan American Export Lines, Nev York için inşa edilmiş. Yaşı uygun olanlar, siyah bordalarında kocaman beyaz 'AMERICAN EXPORT LINES" yazısı okunan gemileri hatırlayacaklar. Türkiye dahil Doğu Akdeniz ile Amerika arasında çalışan en güçlü armatördü bu şirket. Gemileri hep aynı tip. Aynı şekilde bakımlı. Uluslararası deniz ticaretinin uzun yıllar en ileri gelen aslarındandı American Export.

"TARSUS", 1931'de ilk ismi "EXOCHORDA" ile bu başarılı firmanın eline doğdu.

5659/9298 netton/groston 138,9/18,7/8,3m loa/beam/dept (4) Makine: 7200 bp Steamtur-b Yük ve yolcu taşıyor tam 9 yıl ve 2. Dünya Savaşı başlarken ihtiyaç nedeni ile 1940 yılı Noel'inde (27/12/1940) "Harry E. Lee" AP) ismiyle Amerikan Kara Kuvvetleri emrine veriliyor. Hizmet malum. Almanlar'a açılacak Batı Cephesi'nin lojistiğinde yer almak. Sonuçta bir savaş yorgunu olarak 9 Mayıs 1946'da Baltimore'da Toothshipyard doklarında laid up ediliyor. Yani gemi boşaltılıp servis dışı oluyor.

Ama her geminin mutlaka bir alıcısı bulunur. Ne durumda olursa olsun bu böyledir. 16Nisan 1948'de "TARSUS" ismiyle gemiye Türk Bayrağı çekiliyor. Gemiyi teslim alan ekipte, şimdi 80 yaşında bir delikanlı olan ağabeyimiz kıymetli Kaptan Mümtaz Diker3. kaptan -uluslararası terminolojide 2nd officer ya da 2nd mate deniliyor- yani zurnanın sondan bir önceki deliği. Onu buldum. Rica ettim. Bana yemeğe geldi. Tatlı tatlı anlattı sakin esprili. Denizin, yıllar içinde orada yaşamayı bilmiş ve tadına varabilmiş insanda biriktirdiği şeylerle doluydu. Insan ne kadar yaşlanırsa yaşlansın en değişmeyen organı galiba gözleri oluyor. Gözlerinde o günlerin ışıltıları, "TARSUS"un Türk Bayrağı ile yaptığı ilk seferi özetledi.

ilk baglantıları "şeker". Küba'dan yükleyecekler. Yüklüyorlar, yolcu da alarak doğruca Londra'ya yol veriyorlar. Şekeri boşaltıyorlar ve İspanya’nın Santander sonra da Vigo Limanı için başka yükler alıyorlar ama en önemli bir başka kıymetli bir şey daha alıyorlar. Yüzü aşkın ve hepsi hanım olan yolcu. Savaş süresince Malta, İskenderiye ve Port Said'de bulunan İngiliz Kara ve Deniz Kuvvetleri subaylarının eşleri bu genç İngiliz bayanlar. "TARSUS"un Akdeniz'de yıllar sürecek şenlikli dünyası sisli Londra gecelerinde böyle başlıyor.

Kaptan da Atatürk'ün "Savarona" sındaki Sait Özege. Babacan, yakışıklı, bilgili. İkinci Kaptan Fazıl Islam. Böylece İstanbul'a geliniyor ve "TARSUS"un Akdeniz'deki uzun yıllar sürecek mace-rasının görkemli pirdisu açılıyor. Bu renkli show tam 12 yıl sürdü.

1960'ta Istinye Koyu'ndaki "uzlet'ine çekildiğinde, yani bir kenarda yalnızlığını yaşamaya başladığında gerçekten yorgundu. Bu artık o çılgın, coşkun gecelerinkine benzemeyen bam-başka bir yorgunluktu. Dönüşü olmayacak sonsuz bir yolculuğun, denizde eriyip kaybolunacak bir seferin başında duyulan o büyük ve giderilmeyen yorgunluk, dayanılmaz bir uykuydu bu.

14 Aralık 1960'ta bu uykuyu beklenmedik bir olay bozdu. Boğaz'da "World Harmony" ve "Peter Zranic" isimli iki büyük tankerin çarpışması ile büyük bir yangın çıktı ve gemilerden biri alevler içinde sürüklenerek gelip "TARSUS"un üzerine yaslandı. Ateşin acısı ile birden uykusundan uyandı ama yangın neden sonra söndürüldüğünde bir zamanların görkemli yüzer sarayı da böylece bu felaketten payını almış ve öpülesi denizkızı yanarak ölmüştü.

6 Kasım 1961 'de hurda demir fiyatına viraneye dönmüş fakat gene de yüzer halde İtalyanlar'a satıldı. Tanınmaz haldeydi, ismi bile okunmuyordu.

Tekrar okulun bahçesine götürüyor beni anılar. Bir İstanbul akşamı iniyor Boğaz'a ve bütün ışıklarını yakmış bir "TARSUS" düşlüyorum. Sonra sabah, o tatlı bembeyaz ve aydınlık gülümseme. içime hüzünler, hüzzam şarkılar, yanık türküler doluyor. Onu anıyorum, gözlerim iyice buğulanıyor...

DİPNOT:

1- Y.D.O.: Şımdi ITÜ Denizdlik Fakültesi,

2- Tiriz: Gemilerde iki ayrı renkteki bölümü ayıran düz bir hat şeklinde boyanarak yapılan çizgi. Bu işleme "tiriz çekmek" denilir.

3- Köprüüstü: Kumanda köprüsü. Kaptan Köşkü de denir halk arasında.

4- Loa: Lenght Over All / Geminin baş ve kıçındakı birbirine en uzak iki nokta arasındaki yatay mesafe.

Beam: Geminin bordadan bordayaen geniş mesafesi.

Depth: Geminin ana güvertesinden omurgasına kadar olan dikey mesafe.
(Denizatı Dergisi, Ocak-Şubat 1999)

http://www.turkishpilots.org.tr/HABERLER/ss_tarsus.html (Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği)

2005/01/08

Dosyalar

Sayfa metni (301.19KB)

Fotoğraflar


1.

Yorumlar

Kayıtlı yorum bulunmuyor.