Şifremi unuttum!
Kullanıcı Kaydı

Doküman Bilgi Sistemi

   

Haber Bilgileri

GÜNÜN YAZISI

Oysa aklımızla çözebiliriz...

İKİDE bir yüreğimizi ağzımıza getirecek kadar tehlikeli olaylar içinde yaşamaktan veya gereksiz yere risk almaktan pek hoşlanıyoruz galiba...

Oktay Ekşi

Pamukovada önceki gün mühimmat depolarına sıçrayan yangın nedeniyle katlanmak zorunda kaldığımız büyük zarar ve tehlikeyi değerlendiren arkadaşlarımız, karşımıza çok sık çıkan bir gerçeği bu olayda da görmüşler:

Çarpık kentleşme

Haberde şöyle diyorlar:

"Hızla büyüyen kentlerin, daha önce yerleşim alanı dışında kalan askeri ve petro kimyasal depoların yanına yaklaşması, insanların "Hiroşima" benzeri tehlikelerle iç içe yaşadığını bir kez daha gözler önüne serdi."

Hiroşima benzetmesini abartılı bulabilirsiniz. Ama söylenenin doğru olduğu kuşkusuz.

Konunun uzmanı olmaya lüzum yok:

Gölcükten geçerken siz, oradaki askeri tesisleri görünce, Aman Allahım! Buraya biri bir sabotaj yapsa, yahut -Allah korusun- Türkiye bir savaşa girecek olsa, bu şehir yerle bir olur" demiyor musunuz?

Nitekim 1986 Haziran ayında Kırıkkale Yahşihan Askeri Mühimmat Depolarında meydana gelen -ve şans eseri can kaybı olmadan atlatılan- patlamalardan sonra aynı yılın ağustos ayında yine Kırıkkale'deki "Mühimmat Fabrikası"nın "imla"bölümünde patlama meydana gelmiş, neticede 8 itfaiye eri hayatını kaybetmişti.

En vahimi de, olaya müdahale eden itfaiyecilerden Hasan Çavdar'ın sözlerinin ortaya koyduğu basit ve önemli bir gerçekti. Kurumun itfaiye ekibinden olan Çavdar, "Bize patlamanın olacağını kimse söylemedi. Biz sadece yangın söndürmeye gittik" diyordu (4 Eylül 1986 Cumhuriyet).

Hasan Çavdar, belli ki, bir mühimmat fabrikasında çıkan yangının akla önce "patlama"ihtimalini getirmesi gerektiğini bilmeyecek kadar, eğitimsizdi.

Sanmayın ki olay sadece "mühimmat depolarıyla ilgilidir ve bundan ibarettir.

Yaşadığınız şehri gezerken çevreye lütfen şöyle bir göz atın:

Evlerin, iş yerlerinin altında benzin istasyonları görürsünüz. Yüksek gerilim hatlarının altında evler, hem de şehir içinde ve belediyenin ruhsatıyla inşa edilmiş evler vardır. Kimse bir şey demez.

Sivil kişilere ait patlayıcı madde imalathaneleri, örneğin tiner gibi patlayıcı madde ile çalışan boyahaneler, maytap, havai fişek, mantar imalathaneleri şehrin içinde, belki de sizin evinizin yahut iş yerinizin hemen yanındadır. Nitekim bunlardan birinin, üstelik o zaman İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Bedrettin Dalanın imzasıyla verilen ruhsata dayanarak 4. Leventte açılmış olan "Santa Boya Sanayii A.Ş." imalathanesinin, 3 Mart 1989 günü infilak ettiği, bu yüzden 3 binanın tamamen çöktüğü ve 12 kişinin hayatını kaybettiği hatırlardadır.

Tabii bu olayın gerçek sorumlularından hiçbiri bu yüzden kimseye hesap vermemiştir. Ama görevini kötüye kullanan yahut ihmal edenleri protesto amacıyla yürüyüş yapan bir grup genç, hemen yakalanıp adalete sevk edilmiştir.

Manzara gayet nettir:

Biz, başımıza facia gelmeden olabilecekleri gören, ona göre önlem alan bir kafa terbiyesine sahip değiliz. Daha da fenası, faciayı yaşadıktan sonra hepimiz aklımıza gelen önlemleri sayıyor, birbirimizi suçluyor, sonra sözünü ettiğimiz önlemler dahil her şeyi unutuyoruz. Bir yetkili yahut bir ilgili ortaya çıkıp, "Başımıza gelen şu olaydan ders almak için neler yapmak lazım?" demiyor, bir çalışma grubu oluşturup çözüm aramayı bilmiyor.

Ve işte böyle kah "şansımız varmış" diyerek, kah "kader buymuş" diyerek yuvarlanıp gidiyoruz... Gidiyoruz da, bize yakışmıyor.

Kaynak: Hürriyet, 1995/07/30, Sayfa 1,21

Yaratılma: 2007-05-10 07:02:38 [girgink]
Askeri Kaza

Dosyalar

Haber metni (s. 1) (744.76KB)
Haber metni (s. 21) (749.92KB)

İlgili Kayıtlar

Askeri Kazalar

No TarihAlan AdıİlİlçeTür
1. 1995/07/2815. Kolordu 2. Tugay Komutanlığı Mühimmat DeposuSakaryaPamukova

Yorumlar

Kayıtlı yorum bulunmuyor.